Sahte Sigortalılık

Son zamanlarda çok gündemde olan basında da çok yer bulan , sigortalılarımızın ve Kurumumuzun zararına yol açan, çok büyük mağduriyetlerin yaşandığı “sahte sigortalılık” konusunu Ordu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden,Sosyal Güvenlik Denetmeni Sayın Yalçın CEBECİ Uzman SGK ekibi için detaylı bir şekilde anlattı.

 Sigortalılıkta Sahtecilik Olur Mu?

I-Giriş

Ülkemizde sosyal güvenlik bağlamında sahtecilik olur mu? Sorusuna yanıt arayacağımız yazımızda sosyal sigortalar kapsamında yapılabilecek sahtecilik olayları ile ilgili hususlara ışık tutmaya çalışacağız.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası uygulaması bakımından sigortalı sayılanların bir kısmı ‘’Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar’’, bir kısmı ‘’Ticaret-Esnaflık ve tarım işlerinde bağımsız çalışanlar’’ ve bir kısmı da ‘’Kamu Kurum ve Kuruluşlarında devlet memuru olarak çalışanlar’’ olarak üç ana başlık altında sigortalılık uygulamasından bahsetmek mümkündür. Biz bu yazımızda ‘’Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar’’ yani bağımlı çalışanlar üzerinde duracağız.

II- Sigortalı Olabilme Şartları

Sosyal Güvenlik Mevzuatı açısından; Sigortalı sayılmada temel belirleyici hizmet akdi unsurudur. 506 sayılı Kanunun 2. maddesinde ‘’Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar’’ ve 5510 sayılı Kanunun 4. maddesi 1 fıkrası ‘’a’’ bendinde ‘’Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı sayılırlar’’ denilmiştir.

5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde bulunan hükmün lafzına bakıldığında, bu statüde sigortalı olabilmek için gereken şartlar şunlardır;

  1. Bir hizmet akdinin var olması
  2. Bir veya birden fazla işverenin var olması
  • Fiilen çalışma yapılmış olması

5510 sayılı Kanunun 3. maddesi 11. fıkrasında ‘’Hizmet Akdi: 22.04.1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanununda tanımlanan hizmet akdini ve iş mevzuatında tanımlanan iş sözleşmesi veya hizmet akdini ifade eder.’’ denilmiştir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren ve 818 sayılı Kanunu mülga hale getiren 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanunu’nda bu kısım 393-447. maddeler arasındaki maddelerde düzenlenmiştir.

Borçlar Kanunu ve İş Kanununa göre bir hizmet akdinden bahsedilebilmesi için dört ana unsurun bulunması gerekmektedir. Bunlar ise ‘’Hizmet/İş, Hukuki Bağımlılık (tabiyet), Ücret ve Süre’’ unsurlarıdır.

Hizmet akdinin oluşması için, bir işçi işverene hizmetini/emeğini verme taahhüdünde bulunur ve işverenin işyerinde veya belirleyeceği bir yerde hizmetini/emeğini verir. İşçi eseri değil, emeğini/hizmetini verme sorumluluğu taşır. İşçi işverene hukuken bağlı/tabi olarak, işverenin emir ve talimatları doğrultusunda fiilen/eylemli olarak çalışır. İşçi emeğini kiraya verdiği için çalışması karşılığında işverenden ücret alır. İşçi ile işveren arasında belirli veya belirsiz süreli bir sözleşme yazılı veya sözlü olarak yapılabilir.

506 sayılı Kanunun 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanunun 4. maddesi 1 fıkrası ‘’a’’ bendi kapsamındaki sigortalılıktan söz edebilmek için, sigortalının işverenin emir ve talimatı altında, bilfiil eylemli olarak çalışması gerekmektedir. Bazı durumlarda ve işin niteliğinden dolayı devamlı olarak çalışma eylemi içinde bulunulmayabilir. Ancak böylesi durumlarda bile sigortalının işverenin emir ve talimatı altında, verilecek işi yapmaya hazır bir şekilde beklemesi yeterli görülmelidir. Yoksa Kanunun tescil şartlarından sigortalı işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi sigortalı sayılmak için yeterli değildir. Biçimsel olarak gösterilen sigortalılığa geçerlilik tanınamaz. Başka bir deyişle, T.C Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere 506 sayılı Kanunun 2. ve 6. maddesi ve 5510 sayılı Kanunun5510 sayılı Kanunun 4. maddesi 1 fıkrası ‘’a’’ bendi kapsamında sigortalılığın oluşumu yönünden eylemli/fiili çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek bir çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanan bir sigortalılıktan söz edilemeyecektir.

(T.C Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16/06/1999 gün E:1999/21-508, K:1999/525, 30/06/1999 gün E:1999/21-549 K:1999/555, 05.02.2003 gün E:2003/21-35 K:2003/64, 15/10/2003 gün E:2003/21-634 K:2003/572, 03/11/2004 gün E:2004/21-480, K:2004/579, 06/07/2005 gün E:2005/21-437 K:2005/448, sayılı kararlarına bakılabilir.)

Borçlar Kanuna göre herhangi bir işin veya eserin belirli bir semen/bedel karşılığında yapımının kararlaştırılması halinde ise yapılan sözleşmeler istisna akdi olarak değerlendirilmektedir. İstisna akdi kapsamında belirli bir semen/bedel karşılığında eser veya iş yapan kişinin ise 506 sayılı Kanunun 2. ve 6.maddesi ve 5510 sayılı Kanunun 4. maddesi 1 fıkrası ‘’a’’ bendi kapsamında sigortalı sayılmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

III- Sahte Sigortalılık Kavramı

İşverenlerin sigortalı bildirimlerini yaptığı (sigortalı işe giriş-çıkış bildirgeleri ve aylık prim hizmet belgeleri ile) kişiler, hizmet akdi ile fiilen çalışmıyorsa veya hizmet akdi yapılmış olsa dahi fiilen işyerinde çalışmıyorsa veya hizmet akdinin unsurları mevcut olamadan çalışıyorsa, bu kişilerin sigortalılıkları sahte sigortalılık olarak nitelendirilmektedir.

Sahte sigortalılık bildirimi yapan işverene ait işyeri faal olabileceği gibi, gayrı faal bir işyeri veya sadece kâğıt üzerinde kurulmuş hiç varlık ve faaliyet göstermeyen tamamen sahte bir işyeri de olabilmektedir. Uygulamada bir işyerinde fiilen/eylemli olarak çalışan sigortalıların dışında bazı fiilen/eylemli olarak çalışmayan kişilerin sahte sigortalılık bildirimlerinin yapılabildiği gibi, sadece kâğıt üzerinde kurulmuş hiç varlık ve faaliyet göstermeyen tamamen sahte bir işyerinden de sahte sigortalılık bildirimlerinin yapılabildiği de görülmektedir.

IV- Sahte Sigortalılık Bildirimlerinin Amacı 

Genel olarak; dışardan yetkisiz iş takipçisi, yetkili Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlere veya işverenlere sigorta primi parasını ödemek kaydıyla kendilerini fiilen/eylemli olarak çalışmadıkları halde sigortalı gösteren kişilerin temel amacının uzun vadede Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan emeklilikleri için gereken prim günlerini USULSÜZ olarak tamamlamak, kısa vadede ise kendileri ve hak sahibi konumundaki eş, çocuk ve anne-babalarının Kurumca verilen tedavi ve sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını sağlamak, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun işsizlik sigortasından yararlanmak için aradığı koşulları sağlamak ve bankacılık sektöründen kredi kullanmak için gerekli olan şartları sağlamak olduğu,

Bu şekilde, fiilen/eylemli olarak çalışmadıkları halde kişileri sigortalı gösteren yetkisiz iş takipçisi, yetkili Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir veya işverenlerin ise temel amacının kişilerden aldıkları sigorta primi paralarını Sosyal Güvenlik Kurumuna prim borçlarını yatırmayarak kendi işlerinde veya özel harcamalarında kullanmak, özellikle ihaleli işler ve özel inşaat işyerlerinde kanunun zorunlu kıldığı asgari işçilik karşılığı prim miktarlarını kendileri ödemeden sigortalı gösterdikleri kişilerden alarak Kuruma ödeme yapmak sureti ile prim borcu karşılığı paranın kendilerinin cebinde kalmasını sağlamak ve yine özellikle var olan teşvik Kanunları kapsamında güncel olan primlerin yaklaşık olarak % 30-40’ı oranında T.C Hazinesi tarafından karşılanan kısmını, prim miktarının tamamını kendinin sigortalı olarak gösterilmesini sağlayan kişiden alıp T.C Hazinesi tarafından karşılanan prim tutarı kadar haksız kazanç sağlamak olduğu, anlaşılmaktadır.

V- Sahte Sigortalılık Bildirimlerinin Sonuçları 

Sigortalı olarak bildirilen kimselerin çalışmalarının gerçek ve fiili/eylemli olmadığının bir başka ifade ile iş yerinin gerçekte var olmadığının yani sahte sigortalılık bildirimi yapıldığının Sosyal Güvenlik Kurumunun Denetim ve Kontrolle görevlendirilmiş memurları (SGK Müfettişleri veya Sosyal Güvenlik Denetmenleri) tarafından tespit edilmesi halinde;

  • Sahte sigortalı olarak Kuruma bildirilen kişilerin sigortalı hizmetlerinin ve eğer ilk tescil ise sigorta sicil numaralarının Re’sen iptali,
  • Ödenen primlerin 6098 sayılı yeni Türk Borçlar Kanununun 80. Maddesi (E.B.K 65. Madde) uyarınca Kuruma irad kaydedilerek iade edilmemesi veya mahsuplaşma yapılmaması,
  • Sahte sigortalılık bildirimi yapılan işveren kayıtlarının bildirim devreleri itibariyle geçersiz sayılarak 5510 sayılı Kanunun 102. Maddesi e-4 ve e-5. Kısımları uyarınca idari para cezası uygulanması,
  • Sahte sigortalılık bildirimleri ile emeklilik koşullarını tamamlayan kişilerin sigortalı hizmet iptalleri sonrasında emeklilik için gerekli koşulları kaybetmesi halinde, aylık/gelirlerin iptal edilerek yersiz alınan aylık/gelirlerin ilgililerden (sahte bildirimi yapan işveren, dahli var ise Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve sigortalı) yasal faizleri ile birlikte 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi gereği müşterek ve müteselsil olarak talep ve tahsil edilmesi,
  • Sahte sigortalı olarak Kuruma bildirilen kişiler ve/veya bakmakla yükümlü oldukları kimseler ve sahte sigortalılıktan dolayı emeklilik iptaline gidilen kişiler ve/veya bakmakla yükümlü oldukları kimselere kısa vadeli sigorta kollarından hastalık, analık, iş kazası ve meslek hastalığı dolayısı ile alınan sağlık yardımlarının/ödemelerinin ve iş göremezlik ödeme ve gelirlerinin ilgililerden (sahte bildirimi yapan işveren, dahli var ise Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve sigortalı) yasal faizleri ile birlikte 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi gereği müşterek ve müteselsil olarak talep ve tahsil edilmesi,
  • Gerçeğe aykırı belge düzenleyerek sahte bildirimler yaparak Sosyal Güvenlik Kurumunu zarara uğratma işleminde sorumlulukları bulunduğu anlaşılan işveren, dahli var ise Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve sigortalılar hakkında resmi belgede sahtecilik ve Kamu Kurumunu zarara uğratmaktan dolayı suç duyurusunda bulunulması ve TCK yönünden ilgililerin yargılanması,
  • İşverenlerinin bilgisi haricinde veya mesleki ahlak kurallarının gereklerine uyulmayarak işverenin bilgisi dâhilinde sahte sigortalılık bildirimi yapılması için bildirim belgelerini düzenlediği veya bu bildirimlerden maddi çıkar sağladığı anlaşılan Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir hakkında 3568 sayılı Kanun gereği disiplin işlemi uygulaması, sonuçları doğmaktadır.

VI- Sonuç

Yazımıza başlık attığımız sorunun cevabı: ‘’EVET sahte sigortalılık olur.’’ Olarak ortaya çıkmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 2. Maddesinde ‘’Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.’’ Hükmü gereği bilerek veya bilmeden sahte sigortalı olan vatandaşların; Kurumun tüm yetkilileri ve özellikle işverenlerin sigortalı bildirim işlemleri ile doğrudan uğraşan Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler tarafından hem sahte sigortalılığın doğurduğu sonuçlar, hem de 5510 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde belirtilmiş olan kısa ve uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası uygulamasından yararlanma imkânı sağlayan ‘’İsteğe Bağlı’’ sigortalılık ve Ek-5 / Ek-6 /Ek-9 kapsamındaki sigortalılık türleri açısından bilgilendirilmelerinin ‘’sahte sigortalılık işlerine’’ bulaşılmaması gerektiğinin anlaşılmasına yardımcı olacağı bir gerçektir.

KAYNAKÇA

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu

818 sayılı Borçlar Kanunu

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

4857 sayılı İş Kanunu

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu

Yalçın CEBECİ

Sosyal Güvenlik Denetmeni

(Ordu SGK İl Müdürlüğü S.G. Denetmenleri Sorumlusu)

Yazırımız: Gülsevim Tekeli

Diğer Yazıları için Gülsevim Tekeli →

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir