İşte kamudaki yeni dönemin ayrıntıları

Habere göre; “Müsteşarlık sistemi kaldırılıyor. Bunun yerine bakan yardımcılığı sistemi devam edecek. Genel müdür ve üzerindeki kadrolar süreli görevler olacak. Bu kadrolara kamu hizmeti olmadan herkes atanabilecek. Böylece oluşturulacak üst yönetici (CEO) kadrolarına özel sektörden de atama yapılabilecek. Görev süreleri başkanla birlikte başlayıp bitecek. Bu kadroların maaşları üst kademe yöneticilik tazminatı ile desteklenecek.” Şimdi bu söylemler çerçevesinde konuyu izah etmeye çalışalım

CEO yeni bir söylem değil

Özel sektörden nitelikli CEO’ların kamuya transfer edilmesi yeni söylem değil. Orta vadeli programda yer alan “Kamuda insan kaynak kalitesinin artırılması” başlıklı bölümdeki ifadeler, bir anda kamuoyunda heyecan uyandırmıştı. Ancak, konunun arkası getirilememiş, bırakın özel sektörden nitelikli CEO transferini, kamuda ne kadar çapsız ve niteliksiz personel varsa bir bir üst düzey kadrolara transfer edilmiştir. Keşke her şey söylemle olsaydı.

Kamuda süreli yöneticilikler var mı?

Kamuda çok sayıda süreli yöneticilik görevi vardır. Bu çerçevede kurulların tamamı sürelidir. Ayrıca, yöneticiler için esnek bir yapı kurmaya çalışanların TÜBİTAK örneğini incelemesini öneririz. Çünkü, 278 sayılı Kanun’a göre TÜBİTAK Başkanı’nın atanmasıyla ve görevden alınmasıyla birlikte Genel Sekreter’in ve Başkan Yardımcılarının görevi kendiliğinden sona ermektedir. Ayrıca, bu kurumdaki esnek yapıdan bazılarının kamunun tamamına uyarlanmasının mümkün olduğunu düşünüyoruz. Nitekim bu kurumdaki yöneticilerin birçoğu sürelidir. Ama bunları ve bunlar gibi birçok konuyu bilmeden yeniden kamuyu yapılandırmaya çalışanların sonuçta enkaz oluşturma riskinin de olduğunu hatırlatmak isteriz. Yani yıllar önce denenmiş ve bilinen şeyleri tekrar yeni diye tedavüle sürmenin anlamı yoktur.

Nitelikli CEO getirilmeye çalışıldı da engel bir mevzuat mı vardı?

Orta Vadeli Program’da yer alan “kamudan ve özel sektörden emekli veya görevden ayrılmış liyakat sahibi, özel veya uzman personeli devletin çeşitli program proje ve misyonlarında gönüllü veya ücretli çalıştırabilecek esnek bir istihdam mekanizması oluşturulacaktır” ifadesi bir anda “Kamu sektöründe CEO dönemi” başlığıyla haberleşmeye başladı, halen de aynı şarkı söyleniyor. Bizde keşke diye iç çekiyoruz.

657 sayılı Kanun’un emeklilerin yeniden hizmete alınması başlıklı 93’üncü maddesinde emekliye ayrılmış memurların kamuya tekrar dönüşü düzenlenmiştir. Ancak, 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde emeklilerin tekrar kamuya dönüşünde ciddi kısıtlamalar olsa da üst düzey görevler için her zaman mümkündür ve engel de yoktur.

Kaldı ki kamu kesimine özel sektörden nitelikli personel transfer yapılmaya çalışıldı da mevzuat engeline mi takıldı? Özel sektörden dünde transfer vardı bugünde olacak, yarın da. Bu haliyle programa personel uzmanı eli değmediği anlaşılıyor. Yoksa bu ifadeler yazılmazdı.

Diğer acıklı bir durum ise programda yer alan ifadelerden kamuda yeterince nitelikli insan kaynağı olmadığı izlenimi verilmeye çalışılmasıdır. Bunun doğru olmadığını düşünüyoruz. Zaten kamuda yeterince nitelikli insan kaynağı vardır. Sorun nitelikli insan kaynağının etkin kullanılıp kullanılamadığıdır. İşportacı idarecilerin cirit attığı bir ortamda nitelikli insanların etkin olması oldukça zordur.

Programda yer alan ifadelerden “Kamuya özel sektör mantığı geliyor. Bürokraside özel sektörden emekli olmuş ya da görevden ayrılmış liyakat sahibi üst düzey yöneticiler çalışabilecek” şeklindeki bir algı doğru değildir. Kaldı ki ihtiyaç duyulunca daha önce emekli olmuş kişiler üst düzey kadrolara getirilmektedir. Nitekim atama kararnamelerine bakılınca 657 sayılı Kanun’un 93’üncü maddesi görülecektir.

Şu an kamuda özel sektörden CEO getirmeye hiçbir engel yoktur. Nitekim kamuda örnekleri vardır. Ancak, kamudaki nitelikli personeller değerlendirilemezken özel sektörden CEO transfer edilmeye çalışılması, daha kamudaki sıkıntının ne olduğunun dahi anlaşılamadığını gösteriyor. Bize göre öncelikle kafaların yeniden formatlanıp yeniden yapılandırılmasından başlanılmalı ve biran önce sağlıklı düşünme yolları açılmalıdır. Aksi takdirde yeni yapılanmada hiç beklenmedik sürprizlerle sıklıkla karşılaşabiliriz. Yani önceliğimiz hastalıkların teşhisinden başlanmak olmalıdır.

Programdaki hangi söylemler hayata geçirildi?

Programda kamuda insan kaynağı kalitesinin artırılması başlığı altında birçok hususa yer verilmişti. Aşağıda sıralayacağımız birçok hususta maalesef ciddi bir geriye gidiş yaşanmıştır. Keşke programa yazılıp ta tam aksi yapılmasaydı demek zorunda kalmasaydık. Programa göre; 1- Kamuda merkez ve taşra teşkilatı arasındaki ilişki güçlendirecek taşradaki uygulama etkinliği ve personel kalitesi iyileştirilerektir. Bu ifadenin özünde hiçbir anlamı yoktur. Programda yer almasaydı sanki bunlar yapılmayacak mıydı?

2- TODAİE, pratik eğitimler vererek kamuya personel yetiştiren, yetişmiş personelin bilgilerini güncelleyen bir kamu personeli yetiştirme merkezi olarak yeniden yapılandırılacak ve bakanlıkların ihtiyaçları doğrultusunda her yıl kamu personeli yetiştirme programları gerçekleştirilmesi sağlanacaktır. TODAİE’nin 7163 sayılı kuruluş kanununa bakılırsa bu kurumun asıl görevinin bunları yapmak olduğu görülecektir. Anlaşıldığı kadarıyla metnin hazırlanmasında yeterli özen gösterilmemişti. Bu konuda hangi iyileştirmeler yapıldığı sorarsak cevap olumlu olmayacaktır?

3- Kamudan ve özel sektörden emekli veya görevden ayrılmış liyakat sahibi, özel veya uzman personeli devletin çeşitli program proje ve misyonlarında gönüllü veya ücretli çalıştırabilecek esnek bir istihdam mekanizması oluşturulacaktır. Bu ifadeyi okuyunca kamudaki nitelikli insan kaynağının istihdam sorununun anlaşılamadığı görülmektedir. Daha öncede ifade ettiğimiz üzere kamudaki sorun nitelikli insan kaynağının kullanılmak istenmemesidir. Yoksa kamuda yeterince nitelikli insan kaynağı vardır. Bu köşeyi takip edenler kamudaki işportacı yönetici sorununu sıklıkla yazdığımı hatırlayacaktır. Sizce şuan işportacı yönetici sayısı artıyor mu yoksa azalıyor mu?

4- Kamu ile özel sektör ve sivil toplum kesimleri arasındaki koordinasyon, işbirliği ve katılımcılık artırılacaktır. Doğrusu bunların programda olmasını anlamakta zorluk çekiyoruz. Çünkü, bunlar olmazsa olmaz şeylerdir. Hala bu konulardan bahsediliyor olması üzücüdür.

5- Kamunun STK’lar ve toplum kesimleriyle istişaresi güçlendirecektir.

6- Vatandaşlara sunulan hizmetlerin hız ve kalitesi ölçülerek performans değerlendirmesi yapılacak sonuçlar kamuoyuyla paylaşılacaktır.

7- Belediyelerin aldığı kararlar ve kaynak kullanımında yerindeliğin sağlanması için vatandaşların bilgilendirilmesi ve görüşlerinin alınması suretiyle denetimi rolü güçlendirecektir.

Sonuç olarak benim oğlum bina okur döner döner onu okur misalinde olduğu gibi kamu yönetiminde sürekli olarak iki ileri bir geri gidiyoruz. Daha da önemli olanı ise hastalıkları bildiğimiz halde sürekli yanlış tedavi uyguluyoruz. Sürekli olarak özel sektörden CEO transferinden bahsediyoruz ama özel sektörün kapıdan koymayacağı kişileri en kritik görevlere getiriyoruz. Kamuya CEO transferini bırakalım da özel sektörün bedava istihdam etmeyeceği yöneticileri, üstüne para vererek yöneticilikten kenara çekip oluşacak hasarı en aza indirmeye çalışalım. Belki de yapılacak en hayırlı iş budur.

Yeni Şafak

Yazımıza Yorum Yazabilirsiniz